Türkçe, kimin sorunu? Çevirmenlerin mi?

Şubat 18, 2011

 

Eleştirmen Semih Gümüş’ün Radikal’de yayınlanan “Çeviri, nasıl bir sorun?” başlıklı yazısını okuyunca bir çevirmen olarak hemen itiraz etmek istedim. Ama edemedim. Yazıyı karşıma alıp itirazlarımı sıralamayı denediğimde yazıda bir sıkıntı olduğunu, ayakta duramadığını fark ettim. Yazıyı ele alıp karşı çıkmaya çalıştığımda ise metnin kıvamında bir sorun olduğu, yazının bütününden bağımsız olarak yalnızca itiraz ettiğim cümlenin elimde kaldığı dikkatimi çekti. Bu alegoriyi Türkçeye çevirirsek ortada bir tutarlılık, bütünlük sorunu vardı. Söylemek istediğimi birkaç örnekle açıklayayım, mesela yazının girişini ele alalım:

Yayıncılık sektörünün en önemli sorununun dağıtım olduğu düşüncemi birçok kez belirttim, sonra çeviri sorunu gelir, diye ekleyerek (diyelim ki öyle). İkisi birbirinden bağımsız, ama yayıncılığı bir dizi unsurun bir araya gelip birbirine bağlanarak oluşturduğu bütüncül bir yapı olarak düşünürsek, (başka nasıl düşünülebilir?) sıralamadaki ağırlıkları birbirinden farklı olsa bile, bütün unsurların vazgeçilmez olduğunu da biliyoruz (tamam). Her yıl on bin değil, bir milyon kitap satsanız bile, yayımladığınız çeviriler iyi değilse, yaptığınız yayıncılık niteliksiz kalacaktır. (Yani? Bu üç cümle de tek başlarına doğru olabilirler, tartışılır, ama dikkatli bakılırsa üçü birbiriyle ilgisizdir, ilk cümledeki iddiayı hiçbir biçimde desteklemezler.)

Yine çevirinin yayıncılığın en önemli ikinci sorunu olduğunu söyleyen bir başka örnek:

Çeviri, bizde yayıncılığın en önemli ikinci sorunudur (diyelim ki öyle). Bunun bir nedeni çevirmen eksikliği (evet);  ikincisi çevirmenlerinin büyük çoğunluğunun, özellikle edebiyat yayıncılığının gereksinimlerine uygun niteliksel karşılık verememesi (yani, çevirmen eksikliği); üçücüsü de çevirmenlerin çoğunluğunun bu eksiklikleri yok sayması. (Bir başka anlamda, yine çevirmen eksikliği. Sıralanan bu birbirinin aynısı sebeplerin çevirinin neden yayıncılığın en önemli ikinci sorunu olduğuyla da, ayrıca, hiçbir ilgisi yoktur.)

Başka örnekler de verilebilir ama ben cümleler ve paragraflar arasında bağları eksik ya da çok zayıf olan, yanlış tasımlarla, totolojilerle bezeli metnin kendisine, Türkçesine, müellifine ve editörüne itiraz etmeden söylenenlere itiraz edilemeyeceğini düşündüğüm için verdim bu örnekleri. Şimdi de yazıda itiraz edilebilecek sayısız noktadan benim için elzem olan bir kaçına değinip örnekleri seçerken de altını çizdiğim çevirmen ve Türkçesi konusuna geçeceğim.

Birincisi, Gümüş’ün yazısında itiraz ettiği çevirmen, tümüyle farazi ve keyfince eleştiriler yöneltmesine hizmet etmesi açısından da manipülatiftir. İkincisi; evet, çevirmen Dickens ya da Dostoyevski değildir ama editör de Dickens ya da Dostoyevski değildir. Aklın yolu da, kitap çevirmenlerinin meslek birliği ÇEVBİR de her zaman metne uzun zaman emek harcamış, metni içerden tanıyan çevirmenle, metne dışarıdan bakabilen konuya hakim bir editörün işbirliğinin kitap ve Türkçesi için en hayırlısı olduğunu söylemiştir, söylüyor.

Üçüncü itirazım, Gümüş’ün parantez içine aldığı ama bir paranteze sığmayacak kadar büyük ve haksız yargısına: (Her çeviri yaratıcı emek istemez.) diye parantez içinde belirtmiş Gümüş. Bilakis, bütün çeviriler yaratıcı emek ister, diyeceğim ben. Çevirmen, farkında olsun ya da olmasın, dünyanın bütün dillerinde aynı yöntemle çalışır: Kaynak dilde metni çözümler, kendi dilinde yeniden kurar. Birbiriyle birebir örtüşen iki dil vaki olmadığı için çözülen metnin malzemelerinin büyük kısmı başka bir dilde işe yaramaz. Bunları ayıklamak zahmetli iştir, birikim ister. Kaynak dilden taşınamayan malzemeyi amaç dilde uygun kalıplar, deyişler, üsluplarla karşılamak yaratıcılık gerektirir.

Çevirmen bu mesleki sıkıntıları kendinden çok şey katarak kendi dilinden çarelerle halletmek durumundadır. Çözümlediği metinden elde ettiği temel malzemelerle, çeviri yaptığı dilin potansiyelini ve kendi yaratıcı gücünü kullanarak metni yeniden kurar. Ve her türlü metni çözümlemek de yeniden kurmak da yaratıcı emek ister. Yani: Evet, Ulysses’i, Mrs. Dalloway’i çevirmek yaratıcı emek ister ama herhangi bir romanı ya da öyküyü, bilimsel çalışmayı yahut çocuk kitabını çevirmek de yaratıcı emek ister ve bunlar arasında harcanan yaratıcı emek üzerinden bir hiyerarşi tesis edilemez. Yaratıcı emek ölçülebilir bir şey değildir.

Son olarak, yukarıda seçtiğim örneklerde de dile getirilen çevirinin yayıncılık sektörünün ikinci büyük sorunu olması var ve eğer yazıya bakarsak sorun, ülkede bir yıl içinde yayımlanan kitapların yüzde 50’sini çeviri kitapların oluşturması değil, çevirilerin Türkçelerinin kötü olması.

Başka açılardan da itiraz edilebilir ama çevirinin böylesi bir sıralamada telif eserlerin önüne geçmesi şu anlama gelir: Bu ülkede harika bir edebiyat iklimi var, ardı ardına birbirinden yaratıcı romanlar, öyküler, şiirler yayınlanıyor, üniversitelerimiz aralıksız ufuk açıcı çalışmalar, araştırmalar yayınlıyorlar ve bunları çok yetkin, çok sarih bir Türkçeyle yapıyorlar ama çevirmenler sanki başka bir ülkede yaşıyor, başka bir dil konuşuyorlar, durumları çok kötü, iki lafı doğru çeviremiyorlar.

Bu gerçek değil, olamaz da zaten: Çevirmenler ve dilleri her zaman içinde yetiştikleri kültürel ortamın ürünüdürler ve Türkçeleri sorunluysa, bu ancak, dillerinin beslendiği alanlarda temel sıkıntılar yaşandığını gösterir. Çevirmenin dilinin gündelik yaşamdan, okuldan, üniversiteden, edebiyattan, bilimden, gazete ve dergilerden yeterince beslenemediği anlamına gelir. Oralara bakmayı gerektirir.

Çevirmenin Türkçesi aynadadır, akistir. Konuyla azıcık ilgili herkesçe malum olan Türkçe sorununu Eğitim Bakanlığı’nda, Kültür Bakanlığı’nda, üniversitelerde, telif eserlerde, basın yayın organlarında değil de çevirmenin Türkçesinde tespit edip düzeltmeye kalkmaksa külliyen abestir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: