Halepçe Dilê Min

Mart 16, 2011

16 Mart 1988 günü Irak Hava Kuvvetleri’ne ait uçakların Enfal Soykırımı’nın bir parçası olarak Halepçe’ye gerçekleştirdikleri kimyasal saldırıda 5 bin kişi öldü, 10 bin kişi yaralandı. Saldırı kimyasal olduğu için ölü ve yaralı sayısı bugün dahi artmayı sürdürüyor. Yukarıdaki fotoğrafı çeken İranlı fotoğrafçı Sayeed Janbozorgi de kurbanlardan biri: Janbozorgi İran-Irak Savaşı’nda ve Halepçe’de maruz kaldığı kimyasallar sonucu Temmuz 2002’de Tahran’da hayatını kaybetti.

Amerikalı gazeteci Guy Dinmore olaydan yıllar sonra 2002’de (tarih dikkat çekici, çünkü Halepçe yıllarca sessizlikle geçiştirilirken ancak Saddam’ın “kötü” olmasıyla hatırlanır oldu.) Financial Times’a hazırladığı yazıda bir başka İranlı fotoğrafçıya, bu blogun alınlığındaki fotoğrafın da sahibi olan İranlı savaş muhabiri Kaveh Golestan’a uzatır mikrofonu. Kaveh Golestan o zamanlar İran-Irak Savaşı’nı takip ediyordur ve İran Hava Kuvvetleri’ne ait bir helikopterle olay yerine ulaşan ilk ekibin içerisindedir. Şöyle anlatır Golestan:

“Mantar biçiminde büyük bir nükleer bulut yoktu ama tek tek küçük bulutlar vardı, yoğun bulutlar.”

Sekiz yıldır süren İran-Irak Savaşı boyunca ölümün kimyasal yollarla olanları da dahil pek çok yüzüne aşina olan fotoğrafçı Halepçe’de gözleri için yeni olanı şöyle anlatır:

“Zamanda asılı kalmıştı hayat. Hayat durmuştu, sanki bir film seyrediyordunuz da film bir sahnede donuvermiş gibi. Bu benim için yeni bir tür ölümdü. Bir eve, bir mutfağa giriyordunuz ve bir kadının elinde bıçak yemek için havuç doğrarkenki cansız bedenini görüyordunuz.”

Golestan’ın bölgeye vardığında ilk gördüğü şey ölü koyun sürüleriydi. Gazeteci Dinmore’un konuştuğu Halepçelilerden Aras Abed Akra sığınaktan çıkanların ilk gördükleri şeyin kafesteki ölü keklikler olduğunu söyler. Bu sayfada kullandığımız fotoğrafı bu kadar trajik yapan da aslında insanlarla beraber boylu boyunca uzanan kedi cesedidir. Katledilen hayvanlar zulmün en açık kanıtlarına dönüşüyorlar.

Evliya Çelebi olsaydı o yaratıcı hayalgücüyle şöyle rivayet ederdi herhalde:

“O 16 Mart 1988 günü ölüm Halepçe’yi öyle sarmış ki” derdi Evliya Çelebi “gökyüzünün bahar mavisi dahi bir anda solmuş. Ezelden beri maviye alışkın oldukları için, o bir ölünün yüzü kadar soluk renkte uçamayan binlerce göçmen kuş o dakka can verip, zehirden kırılmış kanatları ve düşmüş boyunlarıyla Halepçe semalarında sereserpe yatakalmışlar.”

Çok da abartı değil aslında; Halepçe’de gökyüzünün bir daha hiç eskisi kadar mavi olmadığı ve bazı bazı ölü kuşların yağdığı doğrudur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: