Denizci

Mayıs 10, 2011

Kendim üzerine gerçek bir türkü yakabilirim, seferlerimi anlatabilirim. Zorlu günlerde sinem ne güçlüklere katlandı. Gemiler benim için kaygı yüklü bir zindana döndüler. Dalgaların gümbürtüsü dehşetengizdi. Kayalıklara çarpınca oluşan darbeler, elimi kolumu sıkıca bağlayan gecenin yardımıyla beni pek çok kere geminin pruvasında  iki büklüm etti. Soğuğun içinde ilerlerken ayaklarım buzdan kabuklar bağladı. Acılar fokur fokurdu ve yüreğim kan ağlıyordu; dışarıdan denizlerin yorgun düşürdüğü adamın canını içeriden açlık tırmalıyordu. Şansı olan, bu topraklarda benim sürgün yollarında yanımda hiç kimseler yokken yaşadığım bu acıları tatmaz. Fırtınada buz parçacıkları uçuşuyordu havada. Denizin çığlığından başka bir şey duymuyordum ben, dalgalar buza kesiyordu. Ara ara bir kuğu şarkısı gibiydi. İnsanların gülüşleri yerine martıların çığlığı çınlıyordu kulağımda. Kayalıkları döven fırtına, kanatları buz tutmuş, gövdesine çiğ düşmüş kartalla atışıyordu. Kartalın tehditkar çığlıkları korkunçtu. Benimle aynı hamurdan yoğrulmuş hiçbir insanoğlu şu virane yüreğimi teselli edemez. Şatosunda şaraplar içip kendinden geçerek hayatın tadını çıkaran kibirli bir adamı çok az ilgilendirir benim denizlerde çektiğim acılar. İşte gece çöktü, kar yine kuzeyden yağıyor; o buz tanecikleri, tohumların o en soğuğu toprağın üzerini örttü. Bütün bunlar yüreğimde yuva yapan tuzlu akıntılarla, yüksek dalgalarla oynamak için yollara düşme isteğimi kamçılıyor. Tüm benliğimle buradan çok uzaklara, yabancı insanların toprağını aramaya gitmek istiyorum. Dünyada bir sonraki yolculuğun heyecanını kanında duyup Tanrının kendisine sunduğu kaderin ne olduğunu merak eden böylesine yüce, böylesine cesaret yüklü, gençliğine bu kadar güvenen, eylemlerinde bu kadar kararlı başka biri yoktur. Arp sesleri çekmez onu, ne madalyalar almak, ne bir kadının sunduğu zevk, ne  de dünyevi bir zafer; onu yalnızca açıklarda esen buzlu rüzgarlar ilgilendirir. Dalgalarla kavgası olan yalnızca denize duyduğu özlemle yaşar. Gemiler çiçeklerle donatılır, şehirler ışıklandırılır, kırlar süslenir, dünya yeni kurulmuş gibi görünür. Tüm bunlar, cesareti olanı yollara düşmeye, su yollarının açıklarında kaybolmaya çağırır.

Denizci, orijinal adıyla The Seafarer ya da benim çeviriyi yaptığım J. L. Borges ve Maria Kodama çevirisindeki adıyla El navegante takriben IX. yüzyıla ait anonim bir şiir. Orijinali yani The seafarer dizeler halinde yazılmış ve toplam 124 dizeden oluşuyor. Benim çeviriyi yaptığım versiyonu El navegante ise asıl şiirin bir bölümünün Borges ve Kodama tarafından düzyazı olarak söylenmiş bir çeşitlemesi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: