Tanpınar: Paris’teki Türk Ressamlar

Aralık 11, 2011

“(…)

Aliye’yi prenseste gördüm. Çok lâtif ve şaşırtıcı idi. İşittiğime göre getirdikleri arasında bir akşam evvelki ziyafet için taze balık bile varmış. Aliye’nin ispirto gibi hafif ve uçucu, yarı çocuk ve o kadar fantastik heyecanı karşısında Fahrünnisa biraz kaba, durgun ve çok kendi kendisiyle dolu kalıyor. Fakat güzel resimleri var. Fahrünnisa Fransız camcılığından çıkabilecek, çıkartılabilecek her şeyi almışa benziyor. Şimdi de figürasyona doğru gidiyor. Herhâlde bazı tablolarında fon binbir gece masalı. Fakat hepsinde değil. Büyük ve kompoze eser yapınca düşüyor. İstiyor ki non-figüratif hikaye etsin. Musiki olsun. Halbuki tabiatında yok bu işin istediği şey. Bu sefer sofra muşambası yapıyor. Mamafih son çalışmaları güzel ve hoşuma gitti. Non-figüratif, küçük, nispetlerini bulmuş eserler için çok güzel.

Nedense bizim arkadaşlar zorla dev olmak istiyorlar. (Ah Nuri burada olsa, neler yapar? Nasıl sevilir?) Abidin’in resimleri için kaçamak yapmadım. Resimler güzel. Bazıları çok güzel, fakat o da dev olmak iddiasında. Bu harp sonunda Alman illüstrelerinde kırçıl boyalı tablolar çıktığını gördün elbette, trajik birtakım resimler. İşte onları hatırlatan bir tonu var resimlerinin. Fakat bazılarında çok güzel oluyor. Çıkan tenkitler de bunları söylüyordu. Tabiî mecmua ve gazetelerin istikametlerine göre. Mesela Lettres Françaises, onun sadece fikir tarafını alıyor ve Goya ile münasebetini arıyordu. Observateur’de Estien daha ziyade Buffet ile mukayese ediyor ve öyle beğeniyordu. Bakalım Le Monde ne yazacak!

Benim Abidin’de tenkit ettiğim nokta şu: Bazen fazla şişkin oluyor. Çizgiye kendisini fazla teslim ediyor ve belâgate düşüyor. Sonra renklerini az değiştiriyor. Ve nihayette hep aynı mihverin etrafında kalıyor. Fakat yalnız iki senelik bir devri ihtiva eden bir sergi için bu zarurî birşey. Küçük tablolarında bazı figürlerde çok güzel neticelere varmış.

Şurası var ki, Abidin bugün Paris’de yapılan figüratif resmin ve bilhassa konuşan resmin en iyilerini yapmış gibi görünüyor. Art Moderne bir tablosunu satın aldı. İyi satış yaptı. Desenleri çok güzeldi ve hemen hemen kapışıldı.

Avni de aynı derecede muvaffak. Fakat çocuk, hem de fazlasıyla. Münasebetlerini idare edemiyor. Soyulmaya razı olmuyor. Bir ağın içinde mahpus gibi. Abidin münasebetlerinde ona yardım ediyor. Fakat çekingen, muayyen hadlerde durmuş. Resimleri içinde inci gibi güzelleri var. Ve üslubu derhal tanınıyor. Ummadık bir yerde gördüm ve derhal “Avni!” dedim. Bizim Anadolu yaylalarının baharına benzeyen ince bir renk anlayışı var. Siyahı koyu ve çağla gibi yumuşak, arasından çıkıyor.

Selim’in resimlerini hâlâ göremedim. O kadar gizli ve çekingen ki… Beni bir-iki defa aradı. Bir türlü baş başa konuşamadım. Fakat o da çok beğeniliyor. Mübin -Nahit Hanımın hısmı olan genç- yavaş yavaş meşhur oluyor. Non-figüratifçiler arasında bayağı bir şöhreti var. Satıyor. Çok güzel, zevkli, biraz fazla zevkli, fakat güzel tablolarını gördüm. Ama bana burada kalamaz gibi geliyor. Zaten iki seneden beri çok değişmiş. Şimdi burada Poliakoff isminde bir ressam pek moda. Hayatın ve şehrin bir istihzası gibi birşey. O Bernard Buffet’yi görseniz, kusarsınız. Beni başağrısı tuttu. Hakikatte resim durgun. Non-figüratif teraziyi kırmış. Öyle bir huzursuzluk getirmiş, o kadar şüphe yığmış ki etrafa, ressama kımıldamak imkânını vermiyor. Sonra, tam bir İskenderiye devri hüküm sürüyor. Zaman içinde birbirini takip eden her şey birbirinin yanıbaşında. Tarih bir horizontal olmuş. Diyebilirim ki bizimkiler en kuvvetli. Dün Mübin’le Fikret Mualla’yı ziyarete gittim. Berbat ve biçâre. Fakat şöhreti başlamış. Fikret Paris hayatının hakiki şairi gibi bir şey. Sol sahil galerilerinde birçok resmi var. Çok insan hayran. Fakat kendisini görseniz acırsınız; o kadar çocukça sefil ve perişan, tam garip kuş. Ve bir kuş gibi bunun farkında değil.

(…)”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Adalet (ve Mehmet Ali) Cimcoz’a Paris’ten yazdığı 28 Şubat 1955 tarihli mektuptan. Boldlar bana ait.

Tanpınar’ın Mektupları. Hazırlayan Zeynep Kerman. Dergâh Yayınları, Üçüncü Baskı, Eylül 2001, sf. 114-116.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: