Tanpınar’ın Mektuplarında Irkçılık

Nisan 27, 2012

Bundan yıllar evvel çevirmenler arasında şöyle bir tartışma geçtiğini hatırlıyorum: Bazı çevirmenler siyah ya da siyahi yerine “zenci” yazdıklarını (yazabileceklerini), çünkü bizde ırkçılık olmadığı için “zenci”nin kötü anlamlar içermediğini iddia ediyorlardı.

Tartışmanın hassas noktası şuydu: Türkiye’de ırkçılık olsa bile siyahlara karşı bir ırkçılık yoktu.

Irkçılık olmadığı için değil, siyah olmadığı için! Irkçılık vardı ama “siyah” insanlar -en azından yeterince- yoktu. Bu yüzden de “zenci” kelimesi Türkçede bugüne kadar ırkçı tiplerin ağzında kirlenmeden tertemiz kalabilmişti(!).

Tanpınar’ın Mektupları‘nı okuyunca bu tartışmayı hatırladım. Tanpınar, bundan 60 yıl kadar evvel siyahların, ya da daha doğrusu rengarenk insanların, olduğu yerlere gitmiş ve oradan dostlarına mektuplar yazmıştı. Aşağıda, o mektuplarda ırkçılığın açığa çıktığı -“zenci” kelimesinin kirlendiği- bazı bölümlerin altını çizdim. Ama bu alıntıları yaparken, asıl derdim Tanpınar’ın nasıl da ırkçı olduğunu göstermek değil.

Daha çok şunu göstermek: (Tanpınar’ın pek çok hazin yanından biri de “başkaları ne der” diye düşünen, öyle yaşayan biri olmasıydı.) Tanpınar’ın bu düşüncelerini bu kadar rahat yazabilmesinin, hiç tepki görmemesinin, bunların (hiç şerhsiz) 1974’ten bu yana yayınlanabilmesinin bize ırkçılığın nasıl da yerleşik olduğu bir toplumda yaşadığımızı gösterememesini göstermek. Hepsi bu…

***

(…) Arkasından Saint Germain’de Kübalı bir sulh peygamberi şair gördüm. Kitap İmzaladı. İspanyolca yazıyor. Sivil giymiş evkaf hademesi gibi bir herif. Montparnasse’da, Saint Germain’de koyu, az açık, bir yığın renkli dâhi var. Bereket versin garsonlar ve patronlar Fransız. Cumartesi akşamı yemeği Abidin’le pansiyonda yedik. Pansiyona birinci gidişimde şoför Bakırcıyan adında Défense Nationale’de yahut Résistance’da on bir yara almış bir Ermeniydi. Bana brövelerini gösterdi. İkinci gidişimde -ki Abidin’i alıp sergiye gittik, Güzin’in sıhhatinden korktuğu için (!) telefonla otomobille gelmemi söylemişti- şoför Cezayirli bir Araptı ve yolda birçok İstiklal mücadelesi yaptı. Ben elhamdülillah çektikçe herif yerinden zıplıyordu. Unuttum, Ermeninin oğlu bilmem ne fakültesinde birinci olmuş, onun da kilosunu öğrendik. Abidin’de Jean isimli enteresan bir sinemacı tanıdım. Harika konuşuyor. Bayağı beni heyecana getirdi. Halis Fransız, bu da beni çok şaşırttı tabiî. (…)
(Paris, 14 Şubat 1955, Adalet Cimcoz’a, sf. 112-113.)

(…) İngiliz santimantalitesinin bir tarafını bu imparatorluk kaygısı demeyeceğim, gururu yapıyor. Ona güveniyor, seviyor. Meşin gibi zencileri o yüzden kucaklıyor. Bu imparatorluk zevki İngiltere’ye müthiş bir büyüklük fikri vermiş. (…)
(Londra, 9 Ağustos 1959, Adalet ve Mehmet Ali Cimcoz’a, sf. 126-127)

(…) Atilla beni burada bir zenci romancı ile -Baldwin, bilmem neyin Baldwin’i- tanıştırdı. Bir romanını almış henüz okuyamamıştım. Benim tuhaf huylarımı bilirsiniz; öyle zenci, Çinli filândan pek hoşlanmam. Bana hilkatin acaiplikleri gibi gelir. Ben âri ırkdanım. Buna rağmen oğlan müthiş sevimli. Ecinni gibi bir şey. Gayet tatlı el işaretleri var. Bu işaretler ve güzel gözleriyle yamyam dişlerini unutturuyor. Yakında, galiba gelecek hafta İstanbul’a geliyor. New York’da bir piyesinde oynayan aktörümüze misafir olarak. Herhâlde tanıyacaksınız. Pek şeker şey. (…)
(Paris, 8 ocak 1960, Adalet Cimcoz’a, sf.158)

(…) Müthiş zenci modası var. Bu pezevenkleri biz harem ağası ederdik. Avrupa fahrî damat yapmış, Paris’te muaşaka için ya İngiliz ve Amerikan bankalarından birine dayanmak yahut kendisini “negrifier” etmek lazım. Mastarı bendeniz icat ettim. Herifler, şehvetli ceylan bakışlarıyla bazen beni kızdırıyorlar, bazen de çok hoşuma gidiyor. (…)
(Paris, 9 Nisan 1953, Sabahattin Eyüboğlu’na, sf. 245-246)

Tanpınar’ın Mektupları, Hazırlayan: Zeynep Kerman, Dergâh Yayınları, Eylül 2001, istanbul, 308 sf.

Reklamlar

6 Yanıt to “Tanpınar’ın Mektuplarında Irkçılık”

  1. selin said

    Sanki burada mesele “zenci” kelimesinin kullanimindan ziyade, bahsettigi kisileri tasvir edisinde vurgulamak istediginiz sorun gozukuyor. Yoksa Turkce’de kullanilan “zenci” kelimesinin ille baska dillerdeki bir takim turevleri ile ayni manayi ifade ettigini dusunmuyorum.

    • BulentKa said

      Evet, ben girişi “zenci” kelimesi üzerinden yaptım ama alıntılardaki ırkçı ton yalnızca bu kelimeden kaynaklanmıyor. Zenci kelimesi hakkında ise aynı düşüncede değilim: Türkçede “zenci” kelimesinin diğer dillerdeki bir takım türevlerinden “azade” bir anlamı olabileceğini düşünmüyorum.

  2. aran said

    dil bağlamında “zenci” kelimesinin göndermede bulunduğu nesnenin türkçede ırkçı bir kavrama tekabül edip etmemesinden bağımsız olarak diyebilirim ki Tanpınar yukarıdaki yazılarında görülebileceği üzere kesinlikle ırkçı.

    Ancak şu da bir gerçek ki türkiyede zencilere karşı ırkçı bir tutum yoktur. Bu, Türkiyede ırkçılık yoktur anlamına gelmiyor tabii ki. Türkiyede yerleşik bir ırkçılık cumhuriyetin kuruluşundan beri vardır. Siyahi insanlara karşı bir ırkçılığın olmamasının nedeni türkiye toplumunun sosyo-ekonomik anlamda siyahilerle her hangi bir ilişki içinde bulunmamasıdır. Çünkü toplumsal yaşamda bu tarz bir ilişki içine girilebilecek siyahi insan populasyonu yeteri kadar yoktu olsaydı onlara karşı ırkçı bir tutum Türkiyede kesinlikle olurdu bu da ayrı bir konu tabii.

    Tanpınar özelinde ise elbette birçok şey denilebilir. Irkçılığın ondan daha önce yerleşik hale gelmesinin sonucu olarak ırkçılığın ahlaki anlamda kötü bir şey olduğunu bilmediğinden mi yoksa bunu bilmesine rağmen ırkçılığı zihninde doğrulayabilmesinden dolayı mı ırkçı emin değilim. Ama Tanpınar’ın ırkçılığının nedeninin “başkaları ne der?” kaygısından dolayı oluştuğunu düşünmüyorum. Çünkü “başkaları ne der?” kaygısı taşıyan biri başkaları hakkında roman yazamaz.

    • BulentKa said

      “Çünkü “başkaları ne der?” kaygısı taşıyan biri başkaları hakkında roman yazamaz.”

      Bundan hiç emin değilim. Kimin ne yazacağı hiç belli olmaz.

      Ama ben “başkaları ne der kaygısı”nı ırkçılık bağlamında, eğer Türkiye’de ırkçılık yazdığınız gibi yerleşik olmasaydı, kınansaydı, Tanpınar bu kadar pervasız yazmazdı; çünkü yazdığı en küçük notta bile bir özen, bir dikkat, “bir gün gelip yazdıklarının okunacağı inancı” vardır, demek için yazmıştım.

  3. […] filândan pek hoşlanmam.” Tanpınar’ın mektupları ve Türkiye’de ırkçılık:https://newalaqasaba.wordpress.com/2012…Tanpınar’ın bu düşüncelerini bu kadar rahat yazabilmesinin, hiç tepki görmemesinin, […]

  4. Murat said

    “Zenci” kelimesinin ırkçı anlamda kullanılmıyor olmasının nedeni Türkiye’de ırkçılık olmaması değildir. Böyle bir iddiayı da ilk kez duyuyorum. Yazar zeni’yi ırkçı yapmak için adeta uğraşmış.

    Zenci kelimesi Arapçadır. “Zenc” Arapça’da siyah anlamındadır. Dolayısıyla zenci de siyahi. Tam da yazarın kullanılmasını önerdiği kelime. “Zenci”ye karşı çıkılacaksa ancak Öztürkçeci bir zaviyeden karşı çıkılabilir.

    Zenci kelimesinin kökeniyle ilgili bir başka iddia ise Zanzibarlı anlamında kullanılan “Zanzi”den geldiği. Zanziler zenci olduklarından ve Türk şehirlerindeki siyahlar çoğunlukla buradan göçmüş olduklarından bütün siyahlara “Zanzi” denilmiş. Bu iddia ne derece doğru bilemiyorum.

    Tanpınar’ın kullanımına gelelim. “Benim tuhaf huylarımı bilirsiniz; öyle zenci, Çinli filândan pek hoşlanmam.” Burada ırkçılık kelimenin kullanımından kaynaklanmıyor. Zenci yerine siyah dense de ırkçı anlamı bir şey kaybetmez. Yazarın hesabına göre Çinli ifadesi de ırkçı.

    Zenci’ye zenci dememek asıl ırkçılık. “Affedersin Rum” ifadesinden hiçbir farkı yok.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: