Ángela Pradelli: Okuma Üzerine

Nisan 26, 2013

a-young-woman-reading-1868 gustave courbet

Okuma eylemi ve yaşam biçimi arasında nasıl bir ilişki var? Okuma her birimizin gündelik ufkunu hangi açıdan genişletir ya da daraltır?

****

Okur okuduğu metin tarafından keşfedilir, bu karşılaşmada sorgulanır. O zaman, ötekinin söyleminin aralıklarından, kendi evrenine girebildiğini fark eder. Bu yüzden oradadır okur; metnin karşısında birisinin bu aralıklardan adını seslenmesini bekler.

****

Okumak ve itaat etmek mümkün müdr? Okuma mevcut bir sınırı (yalnızca ihlal etmez) değiştirebilir, kısıtlamaları alt üst edebilir, yıkabilir. Okurlar itaat etmezler. Okurlar soru sorar, yanıt arar, yanıtlar ve mümkün mertebe yargılamaktan kaçınırlar. Okumayı bir isyan, bir karşı koyma eylemi olarak tanımlayabilir miyiz o halde?

****

Okuma çatlaklarda gizlenir ve onun yarattığı oyuklarda soluk alır. Orada her şey, ulaşılamaz olan bile, okunur hale gelir. Biz okurlar artık etki altındayızdır, çünkü okuma bizi bir mekanizmanın içine yerleştirir; bizim sesimizi, bizim dilimizi, bizim geçmişimizi ele geçiren özel bir işlem uygular. Okur, bir belirsizlikten çıkıp bir başka belirsizliğe girer. Bir nehrin coşkun akışı okunuyor olabilir, bulutların hızlı hareketi, hamuru karan eller ya da yürümeye koyulan küçük ayaklar okunuyor olabilir. Sözcüklere ve anlamlara aç bir okur, karşısında her zaman semantik bir muğlaklık bulacaktır. Bazı okurlar kelimelerin etrafından dolanırlar, onları sanki başkalarına ait topraklarmış gibi algılarlar. Bazıları ise, farklı olarak, yeni kelimenin kendi dil dünyalarındaki baş döndürücü hareketliliğe katılacağı endişesine kapılmadan dalıverirler içine.

****

Biz okurlar dilin kendisiyizdir. Düşüncenin katılığı ve kelimenin gözenekliliği arasında bir yerde, kendi tarihimizin ve arzularımızın kırılgan dile dökülüşü oluruz. Olduğumuz dilin farklılıklarını okumak, her birimiz için, herkese ait olan dilin içinde çabalamaya karşılık gelir. Okuma bir akkorlaşma haline dönüşür: Bütün organları dolaşan yaratıcı bir keşfe.

****

Abartılı mıdır hayatlarımızın bir ölçüde okumalarımıza bağlı olduğunu söylemek? Ya da bizi bekleyen kaderin endişeyle coşku arasında salınan bir sarkaçta okuduğumuz ve bizde zamanla bir dünya görüşü oluşturan metinlere bağlı olduğunu düşünmek?

****

Bir iç bahçeye açılan pencerenin kanatlarında okunabilen çoğul dünyalar vardır.

****

Bazen yalnızca sıyrıklar oluştururuz metinlerin yüzeyinde. Okumanın ancak bu kadar derine inebildiği, ancak sıyrıklarla yetinebildiği anlar olur. Ama başka zamanlarda güneş ışıkları perdelerin aralıklarından sızar ve okuduğumuz metnin bir bölümünü aydınlatır. Bu bir ışık demetidir, sızan ışıktan çok daha yoğun bir büyük aydınlıktır ve ışıltısıyla metnin bir bölümünü diğerlerinden ayırır. Böylesi ışık patlamaları olmasa, metnin katmanları biz okurlar için kavranılmaz olmaz mıydı? Peki nereden gelir bu ışık, nasıl gelir, ne getirir? Bu ışıltılar, biz okurların metnin içine girebildiği köprüleri inşa ederler. Metnin yüzeyindeki girintilerden içeri inebilen okurun orada yaşadığı kendine has bir mutlulukla beraber bu çatlaklarda kıvılcım alııveren bir neşe de vardır.

****

Yukarıdaki alıntılar, Arjantinli yazar Ángela Pradelli’nin Okuma Duygusu olarak çevirebileceğimiz El sentido de la lectura isimli kitabından. Ben kitabı okumadım. Arjantinli yazar Eduardo Berti‘nin blogu bertigoda rastladım, hoşuma gitti ve çevirdim. Yani alıntılar Berti’ye ait. Çeviri ve boldlar bana ait. Dilerim siz de beğenirsiniz…

sweet-doing-nothing-1877 auguste toulmouche

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: