John Berger: Bir Hikâyenin Neticesi

Mayıs 19, 2013

Kedi by J.B.

“Yazarın rolü bir meseleyi hakikate en uygun şekilde tasvir etmektir. Öyle ki, okur onu asla görmezden gelemesin.” Anton Çehov

“(…)

Bir hikâyenin neticesi. Anton Çehov’un yüzleşelim diye önümüze sürdüğü tartışmada bunun yararlı bir terim olabileceğini seziyorum. Netice: bir şeyi neticelendirip evden sokağa çıkmak gibi.

Geleneksel olarak bu terim hikâyenin nasıl son bulduğuna, sonuç itibarıyla karakterlerin başına gelenlere atıfta bulunur. Trajik, mutlu ya da aşkın bir netice.

Öte yandan dinleyicinin, okurun ya da izleyicinin hayatlarına devam etmek üzere hikâyeden nasıl çıktıklarına da atıfta bulunur. Hikâye onu takip etmiş olanları nerede, nasıl bir ruh hali içinde bırakır?

Bu soruya verilecek cevap hikâyenin neyi açığa çıkardığı ve ifşa ettiğine bağlı olabilir; ya da –eğer böyle bir şey içeriyorsa- ahlaki önermesine. Ama benim önsezim çok daha ilginç bir başka cevap olduğunu söylüyor.

Berger

Bir hikâyenin peşine düştüğümüzde, hikâye anlatıcısını izleriz; daha doğrusu anlatıcının dikkatinin rotasını, neyi fark ettiğini, neyi görmezden geldiğini, nerede oyalandığını, neyi tekrarladığını, neyi önemsiz bulduğunu, nereye varmak istediğini, neyin etrafında dolandığını, neyi toparladığını izleriz. Bu tıpkı bir dansı izlemeye benzer; ayaklarımız ve bedenlerimizle değil, gözlemlerimiz ve beklentilerimizle, yaşadığımız hayatın anılarıyla.

Hikâye boyunca anlatıcının kendine özgü dikkat çekme ve ilk bakışta karmaşık görünen bir durumu belli bir anlama kavuşturma üslubuna alışırız. Hikâyecinin anlatım alışkanlıklarını edinmeye başlarız.

Hikâyeden etkilenirsek eğer bu alışkanlıklar, bu dikkat kesilme tarzı bize de sirayet eder, benimsenir bizce de. Sonra bunu içinde binlerce hikâyenin saklı olduğu süregiden hayatın kargaşasına uyarlarız.

Hikâyenin neticesi derken işte bu ‘tevarüs’ü kastediyorum. Her hikâyecinin, kadın ya da erkek, kendine özgü bir üslubu vardır. Asla birbirine benzer iki hikâyeci bulamazsınız.

Lakin bu gece dünyada anlatılmakta olan hikâyeleri tahayyül edecek ve neticelerini dikkate alacak olursak, iki ana akımdan söz edebileceğimizi düşünüyorum: gizli olan önemli bir şeyi vurgulayan anlatılarla, açıklığı vurgulayanlar.

(…)”

Bento’nun Eskiz Defteri, John Berger, Çeviren: Beril Eyüboğlu, Metis Yayınları, Kasım 2012, İstanbul, sf. 79-80.

Bisiklet by J.B.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: