lydia davis

Anne

Kız bir öykü yazdı. “Roman olsa daha iyiydi” dedi annesi. Kız bir maket ev yaptı. “Gerçek bir ev olmasını yeğlerdim” dedi annesi. Kız babası için küçük bir yastık doldurdu. “Yorgan olsa çok daha kullanışlı olmaz mıydı?” dedi annesi. Kız bahçeye küçük bir çukur açtı. “Daha büyük olsa daha çok işe yarardı” dedi annesi. Kız büyük bir çukur kazdı ve gidip içinde uyudu. “Ne iyi olurdu sonsuza kadar öyle uyusan” dedi annesi.

Dolaşmaya Çıkmak

Daha yolun başında bir öfke nöbeti, patika boyunca bir konuşmayı reddetme, eski demiryolu köprüsünde bir sessizlik, bir arkadaşça olma denemesi artık suyun içindeyken, yine de tartışmaya sonlandırmama inadı çakıl taşlarının üzerinde, bir öfke çığlığı nehir yatağından tırmanışta, çalıların arasından yükselen hıçkırıklar.

Aşağıdan, Bir Komşu Gibi

Eğer ben ben olmasaydım, ve alt kattaki bir komşu kadın gibi, adamla tartışırken duysaydım kendimi, kendi kendime ne kadar mutlu olduğumu söylerdim o kadının yerinde olmadığım için, onun çıkardığı sesleri çıkarmak zorunda kalmadığım için, o sesin, o düşüncelerin sahibi olmadığım için. Ama kendimi bir komşu gibi alt kattan duyamam, çıkarmamam gereken sesin nasıl bir şey olduğunu fark edemem ve yine eğer onu alt kattan duyabilsem yapabileceğim gibi onun yerinde olmadığım için mutlu olamam. O halde, ben o kadın olduğuma göre nihayetinde, burada yukarıda, onu bir komşu gibi dinleyemeyeceğim yerde, aşağıda olsam yapabileceğim gibi o olmadığım için ne kadar mutlu olduğumu söyleyemeyeceğim yerde olduğum için hiç üzemem kendimi.

Kuzey Amerikalı öykücü, romancı, denemeci, çevirmen Lydia Davis‘ten üç kısa öykü okudunuz. Öykülerin İngilizce ve İspanyolcalarını Davis’in başka öyküleriyle beraber şuradan okuyabilirsiniz

lydiadavis

%d blogcu bunu beğendi: