cehov

İnsan inandığı şeydir.

***

Çok kar yağdı ama akan kanın kızıla boyadığı yer kapanmadı.

***

Yalnızlıktan korkuyorsan, evlenme.

***

Mezarımda nasıl yalnız yatacaksam; hayatta da gerçekten öyle yalnız yaşıyorum.

***

Bir aşçı, ağzında sigara, yalan söylüyor: “Ben de üniversiteye gittim… Dünyanın neden yuvarlak olduğunu bilirim.”

***

Daha önce hiçbir adamla böyle rahat ve özgür hissetmemişti.

***

Ah keşke insanların yaşadıkça gençleşip güzelleştikleri bir hayat olsaydı.

***

Seksenlerinde bir ihtiyar, altmışında bir ihtiyara söylüyor: “Utanmalısın, genç adam.”

***

Tanrım, bilmediğim ya da anlamadığım konularda konuşmama ya da insanları yargılamama izin verme.

***

Alıntıları yaptığım “Çehov’un Not Defteri”nin İngilizce versiyonuna Gutenberg Project üzerinden ulaşabilirsiniz.

Reklamlar

Julio Cortázar Carol Dunlop'un fotoğrafını çekiyor.

“(…)

Post-scriptum, Aralık 1982

Okur, belki zaten biliyorsun: tamamı tıpkı bir sonat çalan bir piyanist gibi, tek bir ritim ve melodi arayışında birleşmiş elleriyle la Osita ve el Lobo tarafından yaşanıp yazılan bu kitabı Julio, el Lobo, tek başına bitirip düzenledi.

Yolculuğumuz biter bitmez, militan hayatımıza geri döndük ve o zaman da şimdiki gibi yapılacak onca şey olan Nikaragua’ya doğru yeniden yola koyulduk. Carol orada daha önceden başladığı fotoğraf çalışmasına devam ederken ben de insan onuru ve özgürlüğü için çıktığı yola yorulmak nedir bilmeden devam eden bu küçük halkın mücadelesinin büyüklüğünü ve hakikiliğini olası tüm ufuklara göstermek için makaleler yazıyordum. Orada da mutluluğu bulduk, bu sefer Paris-Marsilya duraklarındaki gibi tek başımıza değil, bizim gibi ileriye bakan kadınlar, erkekler ve çocuklarla girdiğimiz gündelik ilişkilerle bulduk mutluluğu. Ve yine orada kötüleşmeye başladı la Osita, hastalığının geçici olduğunu sanmıştık, çünkü ondaki yaşama isteği tüm hastalık belirtilerinden daha güçlüydü ve ben de o cesareti paylaşıyordum onunla; tıpkı onun ışığını, gülümsemesini, ona güneşten, denizden, daha güzel bir geleceğe olan umuttan gelen o aşık olduğum yaşama sevincini de hep paylaştığım gibi. Paris’e bir sürü planlarla döndük: Birlikte kitabı bitirecektik, telif haklarını Nikaragua halkına verecektik, her şeyi daha da yoğun yaşayacaktık. Dönüşümüzün üzerinden dostlarımızın sevgi ve ilgiyle doldurduğu iki ay geçti; la Osita’yı şefkatle sarmaladığımız iki ay, onun bize her gün bizi terk etmekte olan bir değeri sunduğu iki ay. Benim artık eşlik edemeyeceğim bu yalnız yolculuğuna koyuluşunu izledim onun ve 2 Kasım günü ellerimin arasından bir su gibi akıp gitti, bu kitabın sayfalarında defalarca karşısına çıkıp mücadele ettiği iblislerin son sözü söylemelerine asla müsaade etmeden gitti.

Tıpkı son yıllarımın en güzel yanlarını borçlu olduğum gibi, bu kitabı tek başıma bitirmek de ona olan bir borcum. Ama şunu iyi biliyorum, Osita, eğer ayrılık ilk önce benim payıma düşseydi, sen de aynısını yapardın, şu anda senin ellerin de, benimkilerle birlikte bu son satırları yazıyor; birlikte acının hiçbir zaman hayattan, senin bana yaşamayı öğrettiğin bu hayattan ve beraber yaşayıp paylaştığımız bu macerada da göstermeye çalıştığımız burada bir son vermek icap eden ama bizim otoyolumuzda yoluna devam eden dragonumuzda hep hep hep devam edecek olan o hayattan daha güçlü olmadığını, olamayacağını yazıyoruz buraya.

(…)”

Julio Cortázar ve Carol Dunlop son yıllarında zamanlarının büyük bir kısmını  Sandinista Hareketine destek vererek ve onlarla omuz omuza çalışarak geçiriyorlardı. Bu arada birlikte Volkswagen minibüslerine atlayıp Paris’ten Marsilya’ya 30 gün süren bir yolculuğa çıkarlar. Yolculuk bir yılan yavaşlığında olacaktır. Günde yarım saatten fazla yol almak yasaktır. Mayıs-Haziran 1982’de yaşanan ve bir kitap olan 32 günlük macera bu minvalde yaşanır. Yukarıda Cortázar’ın kitabın sonuna eklediği notu okudunuz.

Kitapta Julio Cortázar el Lobo’dur, yani Kurt. Carol Dunlop La Osita’dır, yani Küçük Ayıcık. Volkswagen minibüs el Dragon’dur yani Ejderha. Kitabın adı Los Autonautas de la Cosmopista’dır yani Kozmoyolun Otonotları. Hikaye güzel hikayedir; yani yol, yani aşk hikayesi…

Cortazar ve Dunlop'un Paris-Marsilya gezisinden kolaj.

Istvan Orkeny

1949, Istvan Örkeny ve diğer yazarlar Devlet Başkanı’nın odasında Edebiyat Dünyasının meselelerini konuşuyorlar. Foto: Kotnyek Antal

Kamuoyu Araştırması

Istvan Örkeny, Macaristan (1912-1979)

Macaristan Kamuoyu Araştırma Bürosu nihayet ilk anket çalışmasını gerçekleştirdi ve kısa süre önce sonuçları açıkladı. Araştırmanın konusu şuydu: İnsanlar ülkenin geçmişini, şimdisini ve geleceğini nasıl görüyorlar? Sonuçların güvenilir olması için, büro farklı statülerden, mevkilerden, mesleklerden ve inançlardan 2.975 vatandaşa birer anket gönderdi.

Sorular şöyleydi:

1. Şu anki rejim hakkındaki düşünceleriniz nedir?

a) olumlu
b) olumsuz
c) ne olumlu ne olumsuz ama azıcık gelişme fena olmazdı
d) ben Viyana’ya yerleşmek istiyorum

2. Kendinizi yabancılaşmış hissediyor musunuz?

a) tümüyle yabancılamış hissediyorum
b) neredeyse tümüyle yabancılaşmış hissediyorum
c) kendimi, tabiri cazise, baştan aşağı yabancılaşmış hissediyorum
d) ara sıra kapıcıyla konuşurum

3. Kültürel ilgileriniz nelerdir?

a) sinemalara, maçlara ve barlara giderim.
b) ara sıra pencereden bakarım
c) pencereden bile bakmam
d) Mao Tse Tung’un Küçük Kızıl Kitabı’nı beğenmedim

4. Felsefi eğiliminiz daha çok hangi yöndedir?

a) Marksizm
b) anti-Marksizm
c) bilim kurgu
d) alkolizm

Araştırma sonuçları Macar halkının şu noktalarda hemfikir olduğunu gösteriyor:

1. Şu son yirmi yıl boyunca Macaristan bir yeryüzü cennetiydi.
2. 9 numaralı hattın bir kere bile zamanında gelmeyen otobüslerini saymazsak Macaristan hala bir yeryüzü cenneti.
3. Eğer 9 numaralı hattın otobüsleri arttırılırsa Macaristan’ı daha da parlak bir gelecek bekliyor.

%d blogcu bunu beğendi: