Bir Şiir: Agustín Tavitian

Ocak 31, 2017

saroyan

Desen: William Saroyan

I

Agustín Tavitian (1939-1990)

Bir yeri olmak ya da olmamak, işte bütün mesele,
Ruhunu saklayacak bir yer. Bir coğrafya,
nasıl olursa olsun, düşleri beslesin, içinde
hayallerle ve çılgınlıklarla ilerlensin yeter.
Bir yer. Soğuğu iliklerine kadar işlese,
korkudan ve üzüntüden iki büklüm olsan bile.
Yoksul bir yer belki ya da yıkıntılı
Uzakta, terk edilmiş, her şeyden ayrı.
Seni barındıran, seni koruyan bir yer.
Yaşadığın, düşündüğün, sevdiğin bir yer.
Olma özgürlüğünü yarattığın o yer.

La Palabra Invicta, Agustín Tavitian, Ediciones Akian, Buenos Aires, 1988. Sf.86. (Şiirin İspanyolca orijinalı ve Fransızca bir çevrisi için başlığa tıklayabilirsiniz.)

Reklamlar

2 Yanıt to “Bir Şiir: Agustín Tavitian”

  1. elif said

    Merhaba,
    Ne güzel bir şiir. Ne iyi geldi…

    Şiirin Fransızcasını da paylaşığınız için teşekkür ederim. Sahiden anlam kelimesi kelimesine çevrilse de, her dilin kendi ritmi, bir melodisi var sanki; ve sanki bu fark, en iyi şiirde görünür oluyor. Bu nedenle ben bir şiirin anlayabildiğim başka bir dildeki çevirisini de okuma fırsatı bulduğumda kaçırmamaya çalışıyorum.

    Vivet Kanetti ve Selim Temo’nun sohbetini yakın zamanda okumuştum, yoksa yayınlanalı olmuş bir hayli zaman. Bu şiir sonrası çağrışım yaptı, hatırladım. Röportajda Kanetti, Türkçe nesrin genel karakterini “hüzünlü içlilik” diye tanımlayınca, Selim Temo da Rênas Jiyan’ın “Kürt edebiyatı acı’ya yaslanır” sözünü hatırlatıyor (Acı diye çevirdiği Kürtçe kelime “êş”miş ve bu kelimeyi karşılamakta “acı” eksik kalıyormuş. Bunu okuyunca acı kelimesinin kifayetsiz kaldığı anlam ne olabilir diye kara kara düşünüyor insan…). Ve işte sohbetin bu kısmı bana bir anda çevirdiğiniz şiirin Türkçe ve Fransızca’sını okurken aynı anlama gelen kelimelerin bu iki dilde uyandırdığı farklı hissiyatlar karşısındaki şaşkınlığımı hatırlattı. Bu sohbeti biraz da bu şaşkınlık ile yeniden düşündüm. Belki dikkat çektikleri bu ayrım, anlamın kendisinden değil, dildendir… Şiirin Fransızcasını, kaybedecek bir şeyi olmayanlara özgü, bir hayale tebessüm gibi okudum. Türkçesini okurkenki hissiyatımı kelimelere dökemiyorum, bir tebessüm yoktu içinde. “Ne olacaksa olsun” diyen bir cesaret, bir kararlılık belki. Ya İspanyolcası nasıldır acaba? Aynı anlamı ifade eden bir kelime; farklı bir biçime (dilbilgisine) büründüğü, sese dönüştüğü başka bir dilde farklı bir hissiyat yaratabilir mi? Ve elbette bunu okuyan kişinin o dillerle kurduğu ilişki ne kadar belirleyici olur? Ve tabii bir de ya şairin bir Ermeni oluşu, Saroyan’ın bir resmi altında şiiri okumak, bütün o tarihle beraber ne kadar etkiliyor okuyanı?

    Çeviriyi imkansızlaştıran bir noktaya varmadan burada keseyim, yoksa insan neler kaçırdığına hayıflanıp dünyanın bütün dillerini öğrenmek isteyecek ve sanırım bu daha baştan çok cesaret kırıcı bir arzu. 🙂

    Tekrar teşekkür ederim paylaşım için.
    Sevgiler,
    e

  2. BulentKa said

    Elif merhaba,

    Ne güzel yorum, teşekkür ederim.

    Bilirsiniz, şiirin çevrilemez olduğunu söyleyen bir tez vardır. Bir şiiri çevirmeyi denemek nafile bir çabadır, der. Aslında doğrudur da. Çünkü şiir bir okurla karşılaştığında birden beliriveren bir çağrışımlar yumağıdır, eşsizdir, aktarılabilir bir deneyim değildir. Kimsenin bilmediği bir sırrımız olarak bize eşlik eder, yeniden okunduğunda değişir, tekrar edilemezdir vs.

    Yine de hercai değildir. Bir iskeleti vardır. Bir şiiri çevirmenin en zor yanı onun iskeletini bulmaktır. Çünkü iskelet deyince aklımıza gelen şeye çok benzemez ama yine de bir iskelettir. Bir anlamın iskeleti… Biraz şu eski bulmacalardaki gibi. Hani numaralı noktalar olurdu ve sıraya uyarak birleştirdiğimizde bir biçim çıkardı ortaya, bir şey, bir çizim.

    İşte şiirin iskeletini bulmak da böyle bir şeydir: Çevirmenin o noktaları belirlemesi, numaralandırması ve birleştirmesi gerekir. Ortaya çıkan şey çoğu zaman basit bir biçim değil (çevirmenin de tıpkı şair gibi tümüyle kontrol edemediği) çok katmanlı bir anlam olur. Şiir çevirisi, bu yüzden, daha çok bir şiirin neden güzel olduğunu araştırmak gibidir, o şiirin tam olarak nerelerimize, neden dokunduğunu sorgulamak gibi.

    Dolayısıyla şiirin çevrilemez olduğunu söyleyenler haklılar, okuduğunuz şiir İspanyolca yazılan şiir değil: Onu arayan bir şiir. Ama sizi etkileyen şey beni etkileyen, bana bu şiiri çevirtip, blogda yayınlattıran şeye çok benziyor. Bu da işin keyifli kısmı, çevirmenin çok uzağa savrulmadığının bir tür kanıtı.

    Tavitian Arjantin’de 76 darbesinden sonra ülkeyi terk etmeyen muhalif şairlerden. Bu şiiri de muhtemelen o karanlık yıllarda yazdı. Şiirin yazıldığı dönemin siyasi iklimi de onu bizim için daha anlamlı kılan unsurlardan olabilir.

    Kürtçe ve Türkçe üzerine de çok şey söylenebilir ama epey uzadı mektup.

    Kürtçeye ve Türkçeye hayatın neşesini ve kavgasını katacak yazarlara,

    diyerek bitireyim burada. Teşekkürler tekrar.

    Sevgiler,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: