mafalda

1-Söylesene Baba, gelecek yıl var mı? -Ne var mııı? 2-Gelecek yıl, diyorum! Gerçekten var mı? Sakın şu hep geleceği söylenen ama bir türlü gelmeyen şeylerden olmasın!… Hee? 3-Ama Mafalda!… Gelecek yılın olmadığını da nereden çıkarıyorsun şimdi?! 4-Sen hiç gördün mü?

“GELECEK YIL” HEPİMİZE MUTLU, EN AZINDAN UMUTLU BİR YIL OLSUN…

Reklamlar
Hatzimihail

Gera Koyu – Midilli, Theophilos Hatzimihail (1870-1934).

“(…)

Yataklı vagonda yolculuk şüphesiz çok rahat bir şey. Fakat insanı garip bir surette etrafından ayırıyor; âdeta eski mânasında yolculuğu öldürüyor. Bir mermi gibi sağla solla temas etmek fırsatını bulamadan, gideceğiniz yere sadece yanınızda götürdüğünüz şeylerle varıyorsunuz. Falan istasyondan üzülerek veya sevinerek biniyorsunuz, bir başkasında esneyerek iniyorsunuz. İkisinin arasına, kitaplarınızın, her günkü endişelerinizin içinden, ancak şöyle bir göz atılabilen bir iki manzara girebiliyor. Asıl yolculuğu galiba üçüncü mevki vagonlarda aramak lâzım. Gerçek hayatı halk arasında aramak lâzım geldiği gibi… Çünkü orada insanlarla en geniş mânasında temas var. Her istasyonda inen, binen, gidip gelen, ağlayan, sızlayan, halkın arasında insan eski yolculuğun mânasını yapan hana, kervana yaklaşmış oluyor. Hanlar, kervansaraylar… İşte eski yolculukların sihrini yapan şeyler… Bir kervana katılmak, bir handa gecelemek… Bir gece için tanışmak, ertesi sabah ayrılmak, hayatına bir şey katmak şartıyle görmek…

(…)”

Beş Şehir, Ahmet Hamdi Tanpınar, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Kültür Yayınları, İkinci Basılış, İstanbul 1972. Sf. 61.(Boldlar bana ait.)

 

Teophilos Hatzimihail

Karini’de Dans Eden Ayasoslu (Midilli) Kadınlar, Theophilos Hatzimihail (1870-1934).

ekinoks-1

Kız Kardeşim, Günay Karakuş. 15-22 Kasım tarihlerinde Ankara’da, Galeri Çankaya’da gerçekleşen Ekinoks isimli sergiden.

“(…)

Çocukluğumdan beri resim yapıyordum. Ta ki bir 23 Nisan’da öğretmenim beni “resimlerini başkalarına yaptırma” diye azarlayana dek. Çekingen bir öğrenciydim, hiç sesimi çıkarmadım, “ben çizdim” diyemedim. Resim serüvenim orada bitti. Epey bir süre sonra çizmeye başladım yeniden.

Bütün arkadaşlarımı ikna etmeye çalışmış, “bu bir barış mitingi, siz de gelin” demişim. Halen mesajlar geliyor sosyal medyadan, “oradan geçerken mi yaralandın, yoksa mitinge mi katıldın” diye. Oradan geçerken yaralansaydım bu durumu daha masum olarak görecekler. Hiç masum bir soru değil bu. “Mitinge katıldım, barış şiarıyla oradaydım” diyorum. Kadın cinayetlerine giysi veya cinsel yönelimler üzerinden açıklama getirmeye çalışan karanlıkla aynı karanlık bu.

yesil elibseli kız

Yeşil Elbiseli Kız, Günay Karakuş.

Beş gün yoğun bakımda kaldım. Oradan çıkar çıkmaz, “bana kâğıt kalem getirin” dedim. Ev arkadaşım Adana’dan gelirken kuru pastel boya getirmişti. Çocukken kuru pastellerimin olmasını isterdim hep, onlar bana biraz pahalı gelirdi, alamazdım çünkü. Bu pastellerle yeşil elbiseli kızı çizdim. Şimdi bakınca daha iyi çizebilirdim diye düşünüyorum, pastelleri denemek için çizmiştim onu. Sağlık sorunlarım vardı, ellerim titriyordu. Doktorlarım, herkes çok beğendi bu resmi. Herkes resim yapmanın bana iyi geldiğini fark etti, devam etmemi söyledi. Hakikaten de çok iyi geliyordu. İnanın resim yapmasam o günleri, hastane günlerini atlatamazdım. Yeşil elbiseli kızı odanın penceresine astık.

Nisanda okuluma, Adana’ya döndüm. Arkadaşlarım, öğretmenlerim, tanıyan tanımayan çok büyük bir kalabalık çiçeklerle karşıladı beni. O kadar mutlu oldum ki anlatamam. Bir şey söyleyeyim mi, bacağıma üzülmeye zamanım olmadı başından beri. Heyecanla, coşkuyla geldiğimiz barış mitinginde arkadaşlarımı kaybetmiştim. Ayağım o kadar üzmedi beni. Bilindik biçimlerde estetik kaygısı olan biri de değilim. Protezim de olsa mini etek giyiyorum. Onu göstermekten çekinmiyorum. Bacağıma bir sene geçtikten sonra biraz üzüldüm. Yaşamımın niteliği baştan aşağı değişmişti çünkü.

Resim yapmak da, elbirliği ile bu serginin ortaya çıkışı da beni iyileştirdi. Sergimin adı da bunun göstergesi: Ekinoks. Resimlerimde karanlık ile aydınlık bir arada. Kadınları görünür kılmak istedim. Onların da yüzlerinde keder ve hüzün var. Hatta kaygı. Çevrem itiraz etmeseydi serginin adı Kaygı olacaktı. Kaygı benim için üzüntüyü ifade etmiyor. Üzüntüden rahatsız olmaya geçişi ifade ediyor. Rahatsız olunca harekete geçiyor insan. Değişim de böyle ortaya çıkıyor. Mesela bugün ülkemizin halinden kaygı duymalıyız. Bulunduğumuz durumdan kaygı duymalıyız ki bir şeyler yapalım. Bu tür bir kaygı itirazı doğuruyor. İtiraz da isyanı.

(…)”

Direnişin rengi, Günay Karakuş’la Ekinoks Üzerine, Söyleşi: Tuba Çameli, Express, Aralık 2017, sayı 158, İstanbul. Sf. 4-5. (Boldlar bana ait.)

ekinoks-2

Pencere, Günay Karakuş. 15-22 Kasım tarihlerinde Ankara’da, Galeri Çankaya’da gerçekleşen Ekinoks isimli sergiden.

%d blogcu bunu beğendi: