Juan Carlos Onetti

Yeni Başlayan Yazarlar İçin Dekalog Artı Bir Tavsiye Daha

I.

Orijinal olmaya çalışmayın. Özellikle orijinal olmak için uğraşmadıkça, farklı olmak kaçınılmazdır.

II.

Burjuvaziyi şaşırtmaya çalışmayın. Gayrı işe yaramıyor. Yalnız ceplerini tehdit altında görünce korkuyorlar artık.

III.

Okuru da katmayı denemeyin metnin içine, okurun yardımını da istemeyin, beklemeyin de.

IV.

Hiçbir zaman eleştirileri düşünerek yazmayın; dostlarınızı, akrabalarınızı, bir tanecik sevgilinizi ya da eşinizi de. Farazi bir okuru bile düşünmeyin yazarken.

V.

Edebi samimiyetinizi hiçbir şey için feda etmeyin. Ne siyaset için, ne de başarı için. Her zaman şu öteki için yazın, içimizde taşıdığımız ve aldatmanın mümkün olmadığı sessiz ve acımasız öteki için.

VI.

Modalara kulak asmayın, daha gün bir adım bile ilerlemeden değiştiriverirler büyük yazarlarını.

VII.

Sadece artık herkes tarafından kutsanmış kitapları okumakla yetinmeyin. Proust ve Joyce kendilerini ilk gösterdiklerinde aşağılanmışlardı, bugün birer dahiler.

VIII.

Hakkıyla meşhur olmuş şu cümleyi unutmayın: İki iki daha dört eder; ama ya 5 ediyorsa?

IX.

Tuhaf anlatıma sahip metinleri küçük görmeyin, nedeni ne olursa olsun. Eğer gerekiyorsa, aşırın.

X.

Hep yalan söyleyin.

XI.

Hemingway’in yazdıklarını aklınızdan çıkarmayın: “Romanımın artık bitmiş bölümlerinden bile okumalar yaptığım oldu, ki bu bir yazarın alçalabileceği en alt noktadır.”

Uruguaylı yazar Juan Carlos Onetti  Latin Amerika edebiyatının en eğlenceli figürlerindendir. Hakkında son eşi Dolly (Dorotea Muhr) Onetti ve öğrencisi ve dostu Eduardo Galeano menşeli birbirinden eğlenceli pek çok anekdot okumak ya da dinlemek mümkün. Yukarıda yazmaya yeni başlayanlar için her zamanki gibi biraz alaya alarak ama gayet ciddi 11 tavsiyesini okudunuz. (Boldlar bana ait.)

Aşağıda”Hiç Onetti Okumadım” (Jamás leí a Onetti) başlıklı belgeselden görüntüler eşliğinde Uruguaylı müzisyen Fernando Cabrera’nın aynı belgesel için bestelediği bir parçayı dinleyebilirsiniz. Belgesel ismini Onetti’nin zamanında kendisiyle röportaj yapan gazeteciye verdiği bir yanıttan alıyor: “Tekrar söylemeyi deneyeceğim; size yemin ederim, hiç Onetti okumadım.” Belgeselin (İspanyolca) tamamını  izlemek için şurayı tıklayabilirsiniz.

Reklamlar

Yeşilce bir çama tırmandım
belki onu görürüm sandım
ama ancak tozuna bulandım
onu götüren arabanın.

Anda jaleo, jaleo:
bitti artık şamata
haydi herkes silah başına.

Yapma, güvercinim, çıkma kırlara
bak biliyorsun ben avcıyım ama
eğer atar da vurursam seni
bu acı daha rahat vermez bana,
yerden yere vurur beni.

Anda jaleo, jaleo:
bitti artık şamata
haydi herkes silah başına.

Los muros sokağında,
ah, bir güvercini vurdular.
Gidip kendi ellerimle dereceğim, ah,
tabutunu süsleyen çiçekleri.

Anda jaleo, jaleo:
bitti artık şamata
haydi herkes silah başına.

Anda jaleo ne demek peki, diyeceksiniz belki; ama ben de çok emin değilim. Bir yanıyla; ritmiyle bir tür Endülüs halk dansı jaleo, bir tür bulería, tıpkı videoda dönen ezgi gibi. Flamenko parçalarında duymuşsunuzdur, kenardan alkış tutup, nidalara atılır. Bu alkış tutmalara, nida atmalara jaleo denir işte. Bu anlamıyla bir tezahürat, bir Jaleo dansına çağrı gibi okunabilir Anda jaleo.

Ama aynı zamanda; kargaşa, keşmekeş anlamına da geliyor jaleo. O zaman da şimdi mücadele zamanı dercesine “Haydi kargaşaya” gibi bir anlama geliyor Anda jaleo: Bir güvercin cinayetinin ardından yeni ve daha haklı bir keşmekeşe, bir kargaşaya çağrı olarak okunabilir bu anlamıyla.

Anda Jaleo, Federico García Lorca‘nın en bilinen, en çok yorumlanan eserlerinden. Ama hiçbir kitabında yok. Daha önce kaçakçılar tarafından söylenen geleneksel bir ezgiye 1931 yılında yeni sözler yazmış Lorca. Dönemin öne çıkan seslerinden La Argentinita da söylemiş.

Sonra, İç Savaş’ta Cumhuriyetçiler sözlerini değiştirip bir devrim şarkısına dönüştürmüşler. Franco döneminde adı değiştirilip – sansürden kaçmak için ama belki, alttan alta, Lorca’ya da bir saygı duruşu olarak- Cordoba adıyla söylenilmeye devam edilmiş. Sonraki yıllarda Türkçeye bir Can Yücel güzelliği olarak Eskicinin Tazesi adıyla çevrilen La zapatera Prodigiosa‘da da kullanılmış Anda Jaleo.

18. yüzyılın sonlarında Peru’daki Trujillo şehrinin piskoposu Martínez Compañón iç bölgelere yıllar süren geziler yapar ve sonunda bugünkü Kolombiya’nın başkenti Bogota’ya Başpiskopos olarak atanınca, tüm bu gezileri boyunca  kaleme aldığı 1400’den fazla çizimi İspanya Kralı’na gönderir. Bugün Madrid’de muhafaza edilen bu çizimler Trujillo ya da Martínez Compañón Kodeksleri olarak anılıyorlar.

Bu çizimlerden 18’i yöreye özgü müziklerin not edildiği partisyonlardan oluşuyor. Cachua Serranita bir tür Dağ Halayı olarak çevrilebilir. Cachua (qhachwa) Peru’da da yaşayan yerli Quechuaların dilinde” halka(daire) dans” anlamına geliyor. Serranita da “dağ, dağlık bölge” anlamına gelen” sierra”dan türemiş. Yöresel renkli giysiler giymiş 8 genç kadın tarafından oynanan bir tür Dağ Halayı.

Parça Piskopos  Compañón’un not ettiği partisyonlardan yola çıkarak Jordi Savall ve grubu Hespérion XXI tarafından yorumlanmış. Fotoğraflar Perulu fotoğrafçı Martin Chambi‘den.

“(…)

Bugün Chavela Vargas’la tanıştım. Olağanüstü biri, lezbiyen, dahası; bana erotik olarak çok çekici geldi. Bilmiyorum; o da benim gibi hissetti mi? Ama o kadar özgür, rahat bir kadın ki, sanırım, eğer isteseydi, önünde o dakika çırılçıplak  soyunmakta bir an bile tereddüt etmezdim. Tekrar ediyorum, erotik bir kadın. Bilmiyorum, belki de cennetten bana gönderilmiş bir hediyedir.

(…)”

Frida K.

Kostarika’da doğup Meksiko sokaklarında büyüyen “La Chamana” lakaplı Latin Amerika’nın en büyük kadın ozanlarından Chavela Vargas geçen hafta 5 Ağustos 2012’de hayatını kaybetti. Yukarıda bir zamanlar aralarında bir ilişki olduğu iddia edilen efsane ressam Frida Kahlo’nun Meksikalı şair Carlos Pellicer’e Chavela Vargas’la ilk karşılaşmasını anlattığı mektuptan bir bölüm okudunuz.

Mektup her ne kadar bazı kesimler tarafından şüpheyle karşılansa da, Chavela Vargas bundan bir kaç yıl önce yayınladığı otobiyografisinde ve kendi resmi sitesinde yayınlayarak doğruluğunu desteklemişti. Ben mektubu Arjantin gazetesi Pagina12’nin Radar ekinden aldım, İspanyolca bilenler için konuyla ilgili başka çok değerli metinler de var aynı ekte.

Aşağıda Chavela Vargas’ın İspanyol ozan Joaquin Sabina’yla birlikte söylediği, benim en sevdiğim parçalardan biri olan “Noches de bodas”ı dinleyebilirsiniz:

“…her gece düğün gecesi olsun, her ay balayı…”

“(…)

Sonbahardan sonra Ankara’ya dair
Hep aynı sözler söylenir
Ama yağmur
Yine utanır yağarken
Kar yine yağmadan kirlenir

(…)”

Kuş Mitingi’nden, Adnan YÜCEL

Aşağıda Adnan Yücel’in en bilinen şiirlerinden “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in Mehmet Celal yorumunu paylaşıyorum.

Ölümünün 10. yıldönümünde mütevazı şair Adnan Yücel‘in anısına…..

Türkçede Üsküdar’a Gider İken diye bildiğimiz Katibim şarkısı, yüzyıllardan bu yana Doğu Akdeniz’in farklı dillerinde farklı isimlerle söyleniyor: Türkçede Katibim, Arapçada Ghazali, Ladino dilinde Siente Hermosa

Yıllardır Ortaçağ müzikleri üzerine çalışan Katalan müzisyen Jordi Savall ve eşi Montserrat Figueras,1974 yılında İsviçre’nin Basel kentinde kurdukları Hespèrion XX (2000 yılından itibaren Hespèrion XXI oldu) grubuyla 2010 yılında Fas’ta düzenlenen Fes Dünya Kutsal Müzikler Festivali’nde Ermeni, Yunan, Arap, İbrani, Sefarad müzisyenlerin de katkılarıyla parçayı farklı dillerde söylediler. Aşağıda o festivalde verdikleri JERUSALÉN: La Ciudad De Las Dos Paces isimli konserden bizim Katibim ya da Üsküdar’a Gider İken diye bildiğimiz şarkının farklı dillerde yorumlandığı bölümün videosunu bulacaksınız. Tarih 9 Haziran 2010.

Bu vesileyle, geçtiğimiz Kasım ayında (23-11-2011) hayatını kaybeden Montserrat Figueras’ı da anmış olalım…

Not: Videonun girişinde seste bir sorun var ama sonra düzeliyor. Elde de başka kayıt yok malesef…

Benim bir küçük ördeğim var, bana hep der ba
bana hep der; ba ba ba
bir de küçük tavşanım var, kulaklarını sallar
hep kulaklarını sallar bana

Ama sen beni umursamamışsın ne çıkar
görmezden gelsen, konuşmasan ne çıkar

Belki bir gün yine geldiğinde
beni burada bulamazsın
artık gömmüş olurlar beni, belki de,
belki de yanımda bir başkası…

Ne çıkar o zaman sen hiç umursamasan beni
Ben de umursayamam artık, senin hep yaptığın gibi

Yunan muhalif müzisyen/besteci Nikolas Asimos bu şarkıyı -kız arkadaşı (kızının annesi) onu kızıyla (1976 doğumlu) bir başına bırakıp gittiğinde- kızıyla birlikte yaşarlarken küçük kızı için yazmıştı. Kaynaklar illk kez 1982’de Haris Alexiou‘yla birlikte bir konserde söylediklerini yazıyor.

Yukarıdaki çeviriyi İngilizceden yaptım tabii. Daha çok sözler hakkında bir fikir vermiş olmak için. Sonuçta, şarkılar çevrilebilir şeyler değillerdir doğaları gereği…

Ben aşağıda Tania Tsanaklidou ve Vasilis Papakonstantinou‘nun bir televizyon programında birlikte söyledikleri versiyonu paylaşıyorum. Çocuk şarkısı mı, aşk şarkısı mı, siz karar verin.

Erkese Epi Idrelles (Happy Hıdırellez).  Video, Tony Gatlif’in 1993 tarihli Latcho Drom belgeselinden alıntıdır.



Çocuk bayramlarının bu kadar hazin olabileceğini asla düşünemezdim…

Kuzey Amerikalı yazar ve çizer Edward Gorey‘in The gashlycrumb tinies serisine dahil kötücül alfabeyi görünce aklıma hemen Türkiye’de hem başka bir dilde, hem savaşta, hem sürgünde, hem yoksullukta, hem gurbette yaşamaya zorlanan Kürt çocukları geldi ve bu alfabeyi Kürt çocukları için uyarlamanın uygun düşebileceğini düşündüm. Aşağıdaki video bir çeviri değildir, metnin orjinalini görmek isteyenler şuradan izleyebilirler.

Aşağıdaki videoda alfabe İngilizce, dil Türkçe, isimler Kürtçe. Türkçe bilen Kürt çocukları için yazıldı.

Biliyorum, aşağıdaki hikayelerde (ve gerçek hayatta) patır patır ölen Kürt çocukları Kürtçe nedir, Türkçe nedir, alfabe nedir bilmezlerdi. Ama Türkçe ya da Kürtçe okuma yazma öğrenme şansı olan çocuklar onların hikayelerini bilebilirler. Hatta bilmeliler, asla unutmamalılar ve her yerde anlatmalılar.

Çünkü çok iyi biliyoruz ki, hepimiz o ölü çocukların arasında boy verdik…

%d blogcu bunu beğendi: