Tüm okurlar birer hasımdır, diye yazar El Cahız “Kitab-el Hayavan” kitabında. Yazar; doğası gereği hasmane olan bir okura yöneldiğini ve okurla ilişkisinin samimiyet meselesi üzerinden değerlendirileceğini asla unutmamalıdır. Eğer okur hasımsa, yazar da, o zaman, okurun hasmı mıdır? Yanıt ne olursa olsun, yazar kendisine şüpheyle yaklaşıldığını bilir, bu onu okurla anlaşma yoluna iter ve okurun gönlünü kazanmayı denemeye götürür. El Cahız, bir şekilde ilişkiye geçmesi gereken bu hasım konusunda en çok endişelenen Arap yazardır (…) ve okura seslenirken en büyük derdi her zaman okurun dikkatini çekmek ve ilgisini canlı tutmak olmuştur. Eğer onun düşüncesini doğru kabul edecek olursak, o halde tüm yazarlar, bir şekilde, Şehrazad’la aynı konumdadırlar.

Ötekilere çok güvenmemek gerekir, ama aynı zamanda -hatta daha çok- kendine çok güvenmemek gerekir. Aklı başında insan, diye yazar El Cahız, kitabının kendisine çocuklarından bile daha yakın olduğunun farkında olmalıdır (…). El Cahız yazarın çocuklarından çok yazdıklarına düşkün olduğunu gözlemler. Bu düşkünlüğün hemen görülen ilk sonucu, yazarın yazdıkları konusundaki körlüğüdür ve sonrasında da kendisi hakkındaki körlüğü gelir: Yazar kendi metinlerinin kusurlarını görmez ya da önemsemez, tıpkı bir insanın evladının hoş olmayan yönleri karşısında yüzünü başka yöne çevirmeye eğilimli olması gibi. İşte yazarın gözünden kaçan ama –tanım olarak- hasım olan okurun gözüne batan şey de tam olarak budur.

Abdelfatah Kilito, Les Arabes et l’art du récit (Une étrange familiarité), Sinbad, París, 2009.

Alıntıyı Arjantinli yazar Eduardo Berti’nin blogu Bertigo‘dan aldım. Berti İspanyolca çeviri için isim belirtmemiş, muhtemelen kendisi çevirmiş, ben de İspanyolcasından çevirdim. Başlıkta belki alıntının yapıldığı kitabın Faslı yazarı Abdelfatah Kilito‘nun adını anmalıydım ama gönlüm Arap alim El Cahız‘a kaydı, direnemedim. Onun adıyla yayınladım, affola…

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: