Em Dibêjin Na!

Nisan 11, 2017

Na

Em Dibêjin Na!

Biz hayır diyoruz. Türkçesi bu.

Ama Kürtçesiyle aynı değil. Çünkü Kürtçesi daha yasak. Daha tehlikeli. Daha etkili.

Çünkü egemen ideolojinin ulaşamadığı yerlere en kısa yoldan, çok açık bir sempatiyle gidiyor.

Hele şarkı, türkü olarak gidince daha da yasak. Çünkü o zaman bir plak gibi zihinlerinde dönüp duruyor. Söylenmediğinde bile duyuluyor. Duyulmadığında bile söyleniyor.

Çünkü onun gittiği yerlerde İktidarın satılmış gazetelerinin, birbirinin aynı televizyonlarının, bu mecralarda boy gösteriveren o türedi gazeteci bozuntularının, siyasetçilerinin, iktidarın kendisinin, kullandığı dilin bir hükmü yok.

Oralarda muktedirlerin bir paçavra gibi kullandığı güzelim Türkçe dilinde yapılan manipülasyonlar, laf kalabalıkları, Ali Cengiz oyunları işlemiyor.

Kürtçe bir zırhın içinde yaşayan milyonlarca seçmen anadilleri sayesinde iktidarın tüm rezil oyunlarını boşa çıkarıyor.

İktidar çaresizlik içinde yasaklıyor. Elinden başka bir şey gelmiyor. Aynaya bakar gibi yasaklıyor.

Ama ulaşamadığı ve asla da ulaşamayacağı bir frekansta, yasakladığı bir dilde aynı şarkı dönüp duruyor:

“Em dibêjin na!” diyor.

Anadili böyledir işte. Aracısızdır. Bir önsezi, bir sağduyu, bir pusula gibidir. Kişiyle hisleri arasındaki o en mahrem  yerdedir. Orada hiç dinmeyen bir özgürlük şarkısı gibi, bizi gölgesinde büyüten koca anamız gibi iniler durur.

Söylenmediğinde bile duyulur. Duyulmadığında bile söylenir. Durun. İyi bakın içinize. Orada bir ağaç olmalı mutlaka. Bir rüzgar, bir şarkı olmalı. Dikkat edin, mutlaka siz de duyacaksınız. İyi dinleyin:

“Em dibêjin na!” diyor olmalı mutlaka sizin de anadilinizde.

Hayır

Naaaa! Hayıııır!

Reklamlar



Çocuk bayramlarının bu kadar hazin olabileceğini asla düşünemezdim…

Kuzey Amerikalı yazar ve çizer Edward Gorey‘in The gashlycrumb tinies serisine dahil kötücül alfabeyi görünce aklıma hemen Türkiye’de hem başka bir dilde, hem savaşta, hem sürgünde, hem yoksullukta, hem gurbette yaşamaya zorlanan Kürt çocukları geldi ve bu alfabeyi Kürt çocukları için uyarlamanın uygun düşebileceğini düşündüm. Aşağıdaki video bir çeviri değildir, metnin orjinalini görmek isteyenler şuradan izleyebilirler.

Aşağıdaki videoda alfabe İngilizce, dil Türkçe, isimler Kürtçe. Türkçe bilen Kürt çocukları için yazıldı.

Biliyorum, aşağıdaki hikayelerde (ve gerçek hayatta) patır patır ölen Kürt çocukları Kürtçe nedir, Türkçe nedir, alfabe nedir bilmezlerdi. Ama Türkçe ya da Kürtçe okuma yazma öğrenme şansı olan çocuklar onların hikayelerini bilebilirler. Hatta bilmeliler, asla unutmamalılar ve her yerde anlatmalılar.

Çünkü çok iyi biliyoruz ki, hepimiz o ölü çocukların arasında boy verdik…

Herkesin Anadili Herkese

Şubat 21, 2012

“(…)

Coetzee’den, şu ana kadar (11 kitabını Katalancaya çevirerek) pek çok kez “alter ego”su olduğum bu yazardan, ileride bahsedeceğim. Şimdi bir iki kelimeyle nasıl çevirmen olduğumdan bahsetmek istiyorum: Yirmi yıldan fazla zamandır yapmakta olduğum, hayatımı bana sunduğu sefillikler ve güzellikler içinde geçirdiğim bu mesleğe nasıl vardığımdan. Biz kırklı ve altmışlı yıllar arasında doğan kuşak için Katalanca bir araç dildi, aramızda konuştuğumuz bir dildi ama bir kültür dili değildi. Franco döneminde okulda Katalanca konuşmak yasaktı ve bütün eğitimimiz, hem ilk hem orta öğretimde, İspanyolcaydı. Buna rağmen, Katalanca çoğumuz için doğal dildi, kimliğimizin en derinlerine nüfuz eden, ona biçim verendi: Eğer şairin sözleriyle söyleyecek olursak; düş gördüğümüz dildi.

(…)”

Katalan çevirmen Dolors Udina‘nın “La traducción literaria como creación” (Bir yaratı olarak edebi çeviri) isimli yazısından aldım yukarıdaki pasajı.

Bir dil elbette  okuyarak, yazarak, çevirerek, tartışarak gelişir. Ama bunların yapılamadığı zamanlarda yalnızca konuşmak da alevi canlı tutar. Konuşmanın da yasaklandığı zamanlarda hane içlerinde, kafa içlerinde yaşar anadil. İnsanoğlunun en gizli düşlerine ev kurar. Ve orada yaşadığını bilmek bile insana dayanma gücü verir. Bunu bilenler bilir. Anadil insanın ruhunu üfüler.

Tam da iktidar partisinin Kürtçenin bir “medeniyet dili” olmadığını söylediği günlerde geldi Dünya Anadili Günü. Bunu söyleyenler, bütün medeniyetlerin anayla evlat arasında ve anadilde tekrar tekrar doğup yeniden kurulduğunu bilmeyenlerdir. Eğer anadilde değilse; medeniyet, medeniyet değildir.

Muktedirler ne derse desin: Hayat anadilde kurulur. Sevda anadilde yaşanır. Ölüm anadilde gelir. Bunu bütün Kürtler bilir.

Herkesin anadili herkese! Hepinizin Dünya Anadili Günü Kutlu olsun!

%d blogcu bunu beğendi: