defne-sandalci-egoistokur-dilek-atli-3

Fotoğraf: Dilek Atlı. 19 Şubat 2015 tarihli Egoist Okur Söyleşisinden.

“(…)

Birbirimize öbürlerinin bizi bıraktığı yerden dokunuyoruz. Bu, hemen, ilk anda, öyle ele veriyor ki kendini sanki birbirimize onlar tarafından iliştirilmiş gibiyiz. Öyle; tanıdık, eğreti.. elimi kazağının altına soktum ve teninde gezdirdim, öbür eller, hemen, çığlıklarla yetişip itene kadar, belki üç saniye. Soğukkanlılıkla, aldırma, dedi. Sesinde neredeyse bir infaz soğukluğu: onları mı bizi mi harcıyoruz bu kararla? Ve gidecekti aslında, bekler, dedi ama gitmedi, kaldı ve bir arzular kargaşasının içine yuvarlanıp sarıldık –bağışlanmak isteğiyle çıldırarak ve suça batmış. Bir istek fazlalığı.

Bana saatlerce hikâyeler anlatıyor: olmuş ya da onun uydurduğu şeyler –her durumda ya yaşamışlığına ya da uydurma ustalığına hayran kalıyorum. Belki zaten mahsus yapıyor –çünkü hikâyelerinden oluşan bir dairenin ortasında duruyor ve o anlattıkça ben dairenin merkezine doğru çekiliyorum, çekiliyorum… orda bir başkasının-çekim-alanında-kendini-yitirme-korkusu, bulantı… bir de yeniden kıpırdanan bir imkansızlık duyumuyla bırakıveriyor beni, burun buruna!

(…)”

Ah!, Defne Sandalcı, Metis Yayınları, Nisan 2013, İstanbul. Sf. 43. “Dört” adlı şiirden. (Boldlar bana ait.)

tütün, 1997, Deniz Bilgin

tütün, 1997, Deniz Bilgin

“(…)

Aşağıdaki kayalardan –belki de bizim içimizden- bir adam

bağırıyordu,

durmadan bağırıyordu, ama hiç kimse duymuyordu onu.

Herkes bir yere gitme telaşındaydı

nereye? Ne yapmaya? Kendilerine  ayıracak zamanları yoktu,

soyunup yatacak,

kendi bedenleri içinde düş görecek, aynada kendilerine, ya da

birbirlerine bakacak zamanları.

Yalnız başkalarının gözlerinde görüyorlardı kendilerini

orada ne görebilirlerdi ki?

Belki de akıllarından geçenleri, ama herhalde gerçekte ne

olduklarını değil.

Bir gün,

bir kuş girdi yemek odasına. Şaşırıp kaldı herkes.

Kimse ne diyeceğini bilemiyordu, onlara bir şey soran yoktu

oysa,

herkes öfke içindeydi. “Kovun şunu, kovun şunu,” diye

bağırdılar.

Sandalyelerinden kalkıp ellerini kollarını salladılar,

iki de kadeh kırdılar. Kuş uçup gitti pencereden.

Hizmetçiler eğilip yerdeki cam kırıklarını toplarken onlara

baktım da,

yalnız onlardı gülümseyen. Kuşu tanıyorlardı; göz kırpıp ben de

gülümsedim onlarla.

Hep suçsuzlardır suçluymuş gibi görünen (siz de öyle

düşünmüyor musunuz?)

Siz de bilirsiniz bunu –eminim.

(…)”

İsmene, 1972. Yannis Ritsos, Bütün Şiirlerinden Seçmeler, Çeviren: Cevat Çapan, Kavram Yayınları, Şubat 1995, İstanbul. Sf.187-188.

Ritsos’un İsmene isimli uzun şiirinden kısa bir bölüm. Boldlar bana ait.

―Artık kimse yaşamıyor evde ―diyorsun bana―; herkes gitti. Salon, yatak odası, hol, insansız yatıyorlar. Artık kimse kalmadı, çünkü herkes bırakıp gitti.

Ben sana: Birisi gittiği zaman birisi kalır, diyorum. Bir insanın geçtiği nokta artık yalnız değildir. İnsansız olan tek nokta, henüz hiç bir insanın geçmediği yerdir. Yeni evler eskilerden daha ölüdür. Çünkü taştandır duvarları ya da fayanstan, ama insandan değil. Bir ev yapımı bittiğinde gelmez dünyaya, içinde birileri yaşamaya başlayınca katılır hayata. Evler de tıpkı mezarlar gibi sadece insanlarla yaşarlar. Bir evle bir mezar arasındaki katlanılmaz benzerlik bundandır. Ancak ev insan yaşamından beslenirken, mezar insan ölümünden beslenir. Bu yüzden ikincisi uzanmışken, birincisi ayaktadır.

Gerçekte herkes evden ayrıldı, ama aslında herkes evde kaldı. Kalan onların anıları değil elbet; kendileri. Ve pek tabii ki evde kalmıyorlar artık, ama evde süregidiyorlar. İşler ve eylemler evden giderler; trenle, uçakla, atla, yürüyerek ya da sürünerek. Evde süregiden şey, eylemi işleyen organdır; failin döngüsel eylemlilik halidir. Adımlar gitti, öpüşler, özürler, suçlar. Evde süregiden ayaktır, dudaklar, gözler, yürek. Olumlamalar ve olumsuzlamalar, iyi ve kötü çekip gittiler. Evde kalan şey eylemin öznesidir.

César Vallejo’nun 1923-1938 yılları arasında  kaleme aldığı ama yayınlamadığı şiirleri ölümünden sonra 1939’da Poemas Póstumos başlığı altında yayınlandı. Bu şiirlerinden “No vive ya nadie..” isimli şiirini okudunuz.

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: