manolya-ve-iki-ari

Manolya ve İki Arı, Qi Baishi (1864-1957)

Düşünme olup bitmiş şeyleri

Po Chü-I

Düşünme olup bitmiş şeyleri;
Beyhude bir özlemdir düşünmek olmuş şeyi.
Olacak şeyleri de düşünme;
Geleceği düşünmek sabırsızlıktır boş yere.
En iyisi gündüzleri çuval gibi iskemleye bırak kendini;
Geceleri boylu boyunca uzan yatağa bir taş gibi.
Yemek gelince aç ağzını;
Kapa gözlerini uyku gelince.

(Ben şiiri İspanyolcadan çevirdim. Başlığa tıklayarak İspanyolca versiyonunu görebilirsiniz.)

manolya-ve-iki-ari-detay

Manolya ve İki Arı (Detay), Qi Baishi (1864-1957)

Alexandra David-Néel, Tibet, 1912

Migyur -ismi böyleydi-  daha çocukluğunun ilk yıllarından itibaren olması gereken yerde olmadığını biliyordu. Kendisini yabancı buluyordu ailesinin arasında ve yabancı hissediyordu yaşadığı köyde. Rüyalarında Ngari’ye hiç benzemeyen yerler görüyordu: Kumdan yalnızlıklar, keçeden değirmi çadırlar, dağların arasına saklanmış bir manastır; uyanıkken de gitmiyordu bu görüntüler gözünden ya da bir görünüp bir kayboluveriyorlardı bir anda.

On dokuz yaşında rüyalarına karşılık gelen gerçekleri bulma arzusuyla evden kaçtı. Yollara düştü, avarelik etti, dilencilik yaptı, çalıştı, hırsızlığı da denedi arada. Ve bir gün sınırın yakınındaki o hana vardı.

Önce binayı gördü, sonra artık iyice bitkin düşmüş Moğol kafilesini, avludaki develeri. Eşikten adımını attı ve kafileye başkanlık eden ihtiyar rahiple karşılaştı. Hemen tanıdılar birbirlerini. Genç gezgin kendisini ihtiyar bir “lama” olarak gördü rahibin karşısında ve ihtiyar rahibi de yıllar önce kendisinin çömezi olduğu zamanlardaki gibi gördü; ve rahip de karşısındaki genç adamda çoktandır kayıp olan eski ustasını gördü. Tibet tapınaklarına yaptıkları kutsal gezileri ve dağların arasındaki manastırlarına geri dönüşlerini hatırladılar birlikte. Konuştular ve geçmişi ayaklandırdılar; kesin detayları vermek için araya girdiler, birbirlerinin sözünü kestiler.

Moğolların yolculuğunun amacı manastırları için yeni bir lider bulmaktı. Önceki yirmi yıl evvel ölmüştü, boş yere yeniden dirilmesini beklemişlerdi. Ama sonunda, bugün, onu bulmuşlardı.

Gün doğarken, kafile ağır adımlarla dönüş yolculuğuna başladı: Migyur; o kumdan yalnızlıklara, keçeden değirmi çadırlara ve önceki hayatından tanıdığı manastıra geri dönüyordu.

Qi Baishi - lotus and kingfisher-1940

(Alexandra David-Néel‘in derlediği bu meseli ben İspanyolcadan çevirdim.1929 tarihli Místicos y magos del Tíbet isimli eserinden alınmış. İspanyolcası için şuraya tıklayabilirsiniz. Türkçede de Tibet’te Büyü ve Gizem isimli bir kitabı var yazarın. 2002 yılında Dharma Yayınları’ndan çıkmış. İlgilisine…)

Ni Tian, Çiçekler ve Kuşlar

Aylı Rüzgarlı Ayna

Şubat 28, 2011

Cao Xueqin

…O yıl Kia Yui’nin acıları iyice arttı. Gündüzlerini Bayan Yang’ın erişilmez hayali tüketiyordu, gecelerini karabasanlar ve uykusuzluk.

Bir akşam sokakta sadaka dilenerek dolaşan taocu bir bir rahibin ruh hastalıklarını iyileştirebildiğini söylediğini duydu. Kia Yui adamı çağırttı. Rahip ona “Sizin hastalığınız ilaçlarla iyileşmez.” dedi “Eğer söylediklerime uyarsanız, elimde tam size göre bir çare var.” Kolunun yeninden ışıltılı bir ayna çıkardı, üzerinde Aylı Rüzgarlı Emsalsiz Ayna yazıyordu. Rahip devam etti: “Bu ayna Korkunç Uyanışlar Perisi’nin sarayından geliyor, kötü düşüncelerin sebep olduğu hastalıkları iyileştirmeye birebirdir. Ama sakın aynanın sırt tarafından bakmayın. Yalnızca ön yüzüne bakın. Yarın gelir hem aynayı alır, hem de artık iyileştiğiniz için bir geçmiş olsun derim” Ve kendisine sunulan bozuklukları dahi kabul etmeden evden ayrıldı.

Kia Yui aynayı aldı, rahibin tarif ettiği şekilde bakmasıyla dehşetle elinden fırlatması bir oldu. Aynada bir kafatası görünüyordu. Dilenciye lanetler okudu ve o öfkeyle, bir de aynaya sırt tarafından bakmak istedi. Aynayı yerden aldı ve baktı. Derinlerde, Bayan Yang, en güzel giysilerini giyinmiş, ona el ediyordu. Kia Yui aynanın girdabına kapıldığını hissetti, metalin içinden geçti ve kadınla aynanın derinliklerinde doyasıya sevişti. Sonra Yang ona çıkışa kadar eşlik etti. Kia Yui uyandığında ayna yine ön yüzüne dönmüş, yine bir kafatası gösteriyordu. Aynanın hülyalı tarafının zevkleriyle bitkin düşen Kia Yui, yine de, aynaya tekrar bakma arzusunun önüne geçemedi. Yang ona yine el etti, yine aynanın derinliklerine indi, yine seviştiler. Bu birkaç kere oldu. Son seferinde, iki adam onu boynundan zincirleyip çıkışa kadar sürükleyerek getirirlerken “Tamam, sizinle geleceğim” diyebildi belli belirsiz “ama bırakın aynayı da alayım.” Son sözleri bunlar oldu, onu kirli çarşafın üstünde ölü buldular.

                                     El espejo de viento y lunaKızıl Köşkün Rüyası.

%d blogcu bunu beğendi: