00iÐxii.PaleyFrontREV.indd

Tête de clown, Georges Rouault, 1907.

“(…)

Soytarı, hayatın acımasız olduğunu biliyordu. Kadim şaklabanın rengârenk kostümü, olağan melankolisini şakaya döküyordu. Soytarı kaybetmeye alışkındır. Kayıptan yola çıkar.

Chaplin’in maskaralıklarının enerjisi kendini yineliyor ve kademeli olarak artıyordu. Her düştüğünde yeni bir adam olarak doğruluyordu ayakları üstünde. Bir yandan aynı, diğer yandan farklı olan yeni bir adam. Ayakta kalabilmesinin sırrı çok katmanlı olmasıydı.

Her ne kadar umutlarının tekrar tekrar tuz buz olmasına alışmış olsa da, aynı çok katmanlılık onun bir sonraki umuduna sarılmasını sağlıyordu. Birbiri ardına gelen küçük düşmeleri metanetle atlatıyordu. Karşı atağa geçtiğinde bile bunu bir hayıflanma imasıyla yapıyordu. Tavrındaki metanet, onu yıkılmaz kılıyordu – ölümsüz görünecek derecede yıkılmaz. Biz de, umutsuz hadiseler karnavalımızda bu ölümsüzlüğü seziyor, gülüşümüzle onaylıyorduk.

Chaplin’in dünyasında Gülme ölümsüzlüğün takma adıydı.

(…)”

Çeviri: Oğuz Tecimen

Hoşbeş, John Berger, Çevirenler: Aslı Biçen, Beril Eyüboğlu, Oğuz Tecimen, Metis Yayınları, İstanbul, Aralık 2016. Sf.37-38. Boldlar bana ait.

Reklamlar

Daniele Cibati

― Büyüyünce ne olmak istiyor, benim oğlum?

― Baba, ne kadar iyimsersin!

Hey Gidi Astrov

Mart 28, 2011

“…

ASTROV :  Bir insanın her şeyi güzel olmalıdır. Yüzü, giyimi, iç dünyası, düşünceleri… Çok güzel bir kadın, kuşku yok bunda. Fakat… yemekten, uyumaktan, çevrede dolanmaktan ve güzelliğiyle hepimizi büyülemekten başka yaptığı bir şey  yok… Hiçbir yükümlülüğü yok. Başkaları çalışıyor onun için… Öyle değil mi? Ama bence aylak bir yaşam temiz olamaz. (bir sessizlik) Bununla birlikte belki de fazla katı davranıyorum. Hoşnut değilim bu yaşamdan, tıpkı Vanya dayınız gibi. Bu yüzden ikimiz de homurdanıp duruyoruz.

SONYA : Yaşamdan hoşnut değilsiniz demek?

ASTROV : Aslında, seviyorum yaşamayı. Ama bizim bu taşralı, Rus, yerli yaşamımıza dayanamıyorum, tüm benliğimle nefret ediyorum ondan. Kendi kişisel yaşamıma gelince, Tanrı hakkı için, hiçbir iyi şey yok benim yaşamımda. Bilir misiniz, karanlık gecede ormanda yürürken, uzakta bir ışıkçığın parladığını gördüğünüzde, artık ne yorgunluğu, ne karanlıkları, ne de yüzünüze çarpan dalları hissedersiniz… Bu bölgede benim kadar çalışan kimse yok, biliyorsunuz. Yazgım beni yerden yere vurmaktan vazgeçmiyor hiç. Dayanılmaz acılar çekiyorum kimi zaman ve uzakta bir ışıkçığım yok… Kendim için bir şey beklediğim yok artık, insanları da sevmiyorum… Çoktandır sevmiyorum  hiç kimseyi…

SONYA : Hiç kimseyi mi?

ASTROV : Hiç kimseyi. Eski anılarımızın hatırına, dadınıza biraz yakınlık duyuyorum sadece. Köylüler çok tekdüze, gelişmemişler, pislik içinde yüzüyorlar… Aydınlarla da iyi geçinmek çok güç. Yoruyorlar insanı. Bütün o sevimli tanıdıklarımız, çok sığ düşünüyorlar, duyguları çok yüzeysel, burunlarının ötesini gördükleri yok, tek sözcükle aptal hepsi. Kafa yetenekleri biraz daha gelişmiş olanlar ise düpedüz isterikler. İç gözlem ve abes beyin etkinlikleriyle çürümüşler. Ağlayıp sızlarlar bunlar, nefret kusarlar, hezeyan halinde iftira yağdırırlar; insana yan yan yaklaşır, kaş altından bakar ve yaftayı yapıştırırlar: «Hım, bir psikopat!» Ya da, «Bir laf ebesi bu!» Alnına nasıl bir yafta yapıştıracaklarını bilemedikleri kişileri de «Tuhaf bir adam bu, tuhaf!» diye nitelerler. Orman seviyorsam tuhaflıktır bu. Et yemiyorsam, bu da tuhaflıktır… Doğaya, insana, dolaysız, temiz bir yaklaşım kalmamış artık… Kalmamış vesselam! (İçmek ister.)

  SONYA (Engel olur) : Durun, rica ederim, yalvarırım içmeyin artık.

ASTROV : Neden?

SONYA : Size hiç yakışmıyor bu, hiç! Zarif bir insansınız, sesiniz öyle tatlı ki… Hatta, tanıdığım hiç kimsenin olmadığı kadar yakışıklısınız. Neden, içki içen, kağıt oynayan, sıradan insanlara benzemek istiyorsunuz? Hayır, yalvarırım böyle davranmayın. İnsanların bir şey yaratacak yerde kendilerine yukarıdan verileni, Tanrı’nın verdiğini de yıkıp yok ettiklerini söylersiniz hep. Öyleyse neden, neden yıkıp yok ediyorsunuz kendinizi? Yalvarırım, yapmayın bunu. Böyle davranmayın, ne olur…

…”

Vanya Dayı, II. Perde’den alıntı; Boldlar bana ait.

Anton Çehov, Bütün Oyunları I, Çeviren: Ataol Behramoğlu, İstanbul, Adam Yayınları, 4. Basım, Mart 2000, sf.114-116.

%d blogcu bunu beğendi: